#HMBalmaination Hikayesi
H&M'de Karl'dan beri her sene yapılan lüks marka işbirliği, bu sene Balmain ile gerçekleşti. Haber yayılmaya başladığında henüz senenin başıydı, Olivier Rousteing, Balmain for H&M koleksiyonunun daha sonra en ünlüsü olacak siyah beyaz ceketini bir elbise gibi giymiş olan Kendall Jenner ve yine koleksiyondan iki parça giymiş olan Jordan Dunn ile Billboard Music Ödülleri'ne katılarak bize ilk parçaları gösterdiğinde ise aylardan Mayıs. Böylece moda dünyası, beklenenler listesine bir de, Kasım ayındaki #hmbalmaination furyasını ekledi.
Önce birkaç "sneak peak" fotoğraf yayınlandı. Daha sonra, Ekim ayının sonunda, tam da beklenilen bir şovla, koleksiyonun defilesi gerçekleşti ve hemen ardından tüm parçalar çevrimiçi sergilendi. Eş zamanlı olarak büyük bir reklam kampanyası başladı. Balmain, üzerine düşeni yaptı ve "markanın arkadaşları" yani Balmain Army, sosyal medya üzerinden heyecanlı "teasing" postları paylaşır oldular. 2015 moda haftaları sezonunda, İlkbahar 2016 koleksiyonlarını sunan markalar arasında, Balmain, en yüksek sosyal medya görünürlüğüne sahip markaydı - buradan Balmain tarafından gelen sosyal medya iletişiminin önemini tahmin etmek mümkün.
H&M tarafında ise, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de agresif bir reklam kampanyasına başlandı. Kasım ayına girmeden hemen önce, outdoor mecralar, televizyon reklamları ve hem yazılı ve hem de dijital basın, bas bas #hmbalmaination diye bağırıyordu.
Koleksiyon, tüm dünya ile aynı anda, 5 Kasım tarihinde seçili mağazalarda "halk ile buluşacaktı," ATL iletişim bunun duyurusunu yaptı. Bir taraftan da, lansman tarihinden bir hafta önce, BTL etkinlikler çerçevesinde, Nişantaşı'ndaki H&M showroomunda basına ve ünlülere bir ön gösterim yapıldı, ve tüm davetliler, bu vip davetten Balmain for H&M hediyeleri ile ayrıldı. Birkaç sosyal medya paylaşımı sebebiyle tam anlamıyla "private" denemeyecek bu etkinlik, yine de vip seviyesinde tutuldu. 3 Kasım'da ise, Zorlu Center'daki H&M mağazasında, daha geniş bir kitlenin katılımda bulunacağı bir alışveriş partisi yapılacağı duyuruldu.
Türkiye'de Lüks Moda Etkinliği: #HMBalmaination Alışveriş Partisi
H&M'in lansman öncesi alışveriş partisi global olarak planlanmıştı ve benzer etkinlikler, eş zamanlı olarak, marka için önemli birçok başka şehirde de organize edildi. H&M Rusya, etkinliğini Buro247 işbirliğinde, Miroslava Duma evsahipliğinde gerçekleştirdi örneğin. Bu alışveriş partisi hakkında tahminden öte çok fazla bilgimiz yok zira etkinlik gerçekten "private" olarak gerçekleştirildi ve - bir tercih olarak - sosyal medyada Miroslava Duma'nın kendi hesabından paylaştığı fotoğraf dışında çok da yankı bulmadı.
H&M Türkiye'nin birçok iş ortağının (örneğin online alışveriş siteleri) ya da basının (örneğin Vogue) takipçilerine, müşterilerine, okuyucularına, kendi iş ortaklarına ve de reklam verenlerine LCV'li davetiyeler dağıttığı aynı partinin İstanbul versiyonu ise, 3 Kasım'da Zorlu H&M Mağazası'nda gerçekleştirildi. Etkinliğin, Buro724 evsahipliğinde gerçekleştirilen kardeşinin aksine, kesinlikle "private" olarak planlanmadığı açıktı. Ancak ikram, müzik ve Balmain for H&M giyen stil danışmanlarının hazır bulunması ile, en önemlisi de blogger, celebrity ve basın davetlilerinin katılımıyla "yarı-vip" bir parti olarak öngörüldü.
Türk moda sektöründe kibarca ifade etmek gerekirse, "kimseyi kıramama durumunu" doğuran yüksek ego savaşları, bu gibi etkinliklerde davetiye sayılarının arttıkça artmasına, +1'lerin geri çevrilememesine, lcv'lerin dolup taşmasına yol açıyor. Günün sonunda, "bu kadar kişiyi alana nasıl sığdıracağım" sorusu, iyi bir marka için iyi bir etkinlik düzenleyen her PR müdürü tarafından en az bir kez soruluyor. Aynı şey, belli ki, #HMBalmaination gibi oldukça PR değeri yüksek bu etkinlikte de yaşandı. Davet edildiği zaman, diğer davetlileri de inceleyen ve ev sahibi markaya kattığı PR değerinin yanında, katılımının kendisine kattığı PR değerine de önem veren "celebrity," ve bloggerların, Vogue'a reklam veren X markasının heyecanlı pazarlama departmanı çalışanı ya da yemeyip içmeyip, Vogue'un sorduğu soruya ilk doğru cevabı veren ve davetiye kazanan sıradan moda takipçisi ile, giriş kapısı önünde, aynı sırada, aynı sıkışıklıkta ve aynı sabırsızlıkla beklemesi bir riskti. H&M bu riski aldı.
Etkinliğin davetiyeler üzerinde belirtilen başlama saati 20:00 idi. Kapılar, büyük bir plansızlık intibası yaratarak 19:50'de açıldı, sabırsızlıkla bekleyen davetliler, çığlık atarak ve koşarak içeriye saldırdı. 19:58'de, koleksiyonun sergilendiği alanın hali aşağıdaki gibiydi: raflar bomboş, inanılmaz bir kalabalık ya birbirinin elinden giysi kapmaya çalışıyor ya da ne yapacağını bilmez bir şekilde etrafa bakıyor, bir H&M çalışanı ise, kalan son parçayı adeta pazardaymış gibi kaldırıp isteyen var mı diye soruyor.
Saat 8'i çeyrek geçmeden, henüz lezzetli ve kaliteli ikram başlamamış, içkiler bardan çıkarılamamış ve müzik çoşmamışken, içerideki tüm celebrityler mağazadan ayrılmıştı. 8'i beş geçe mağazaya giren sektör davetlileri inanmaz gözlerle raflara bakıyor, bloggerlar ise bir taraftan parça kapmaya çalışıp bir taraftan da "halkla beraber çağrıldıkları için" söyleniyorlardı. H&M'in parti fikri çoktan suya düşmüştü, "halk" ya kapabildiği parçayı bedenine bakmadan deneme kabininde giymeye çalışıyor ya da başka biri vazgeçip bir yerlere bırakır da kendisi kapar diye insan kolluyordu. Ortada PR değerini kullanacak bir isim kalmamıştı ve çoğu kişi Balmain'den çoktan vazgeçip o geceye özel yüzde 20 indirimli olan H&M koleksiyonları ile ilgilenmeye başlamıştı.
İçeriye saldıran kalabalık, daha çok da, kalabalığın içinde aynı çılgınlıkla ceket kapmaya çalışan - ve amatör kameralara yakalanan - Nur Yerlitaş ile Fatih Ürek ertesi gün medyada geniş yer buldu. ModaveSosyete blogunun yazarı ve gazeteci Pelin Kaya, kolunda çürüklerinin olduğunu ve küpelerini izdihamda kaybettiğini sosyal medyadan duyurdu. 20:00'den önce mağaza içinden fotoğraf koyan bazı ünlü ve gazeteciler ise kafaları karıştırdı. Sonuç olarak, H&M'in etkinliği, evet medyada çok büyük yankı buldu ancak özetle, dalga konusu oldu.
#HMBalmaination Motivasyonu ve Etkinlik Sonuçları
H&M, daha önceki senelerde başka markalarla çalıştığı zaman da halihazırdaki Balmain işbirliğinde olduğu gibi hiçbir zaman satış rakamlarını hedeflemedi. Limitli sayıda, özel olarak üretilen bu H&M koleksiyonları, firmaya hiçbir zaman satış rakamı olarak dönmüyor. Bir prestij projesi olarak adlandırılabilecek bu işbirliklerinin dönüşü, yüksek oranda PR alanında oluyor ve oluşturulan PR değeri işbirliğindeki iki markaya da yarıyor.
Örneğin bu seneki projede de, bir taraftan H&M, Balmain işbirliği ile daha önce mağazasından içeri hiç girmemiş bir kitleyi de içeri soktu, inanılmaz bir sosyal medya görünürlüğü ile wom etkisi yarattı ve de bilinirliğini büyüttüğü kadar, kalite ve moda öncülüğü gibi alanlarda başarılı olduğu algısını da güçlendirdi. H&M seneler önce Karl Lagerfeld ile işbirliğine gittiğinde bir gazeteci tarafından söylenen "artık yüksek modayı H&M bez çanta ile kombinlemek mümkün" sözü ünlü bir örnek...
Koleksiyonun getirdiği ses Balmain tarafında ise, her lüks markanın bir gün ihtiyaç duyduğuna karar verdiği algıyı yaratmaya yardımcı oluyor: Balmain ulaşılmazdır ama bilinir, evet herkes Balmain'e sahip olamaz ama herkes ister.. Bu açıdan bakıldığında, bahsi geçen etkinliğin ve oluşturduğu yankının Balmain için istenen doğrultuda çalıştığını söylemek mümkün. Zira medyada yer alan haberlerle, daha önce Balmain markasından haberdar olmayan Türk tüketicisinde marka için güçlü bir "çok istenen, arzulanan, ulaşılmak istenen ancak herkesin de ulaşamayacağı" algısı yaratıldı. Balmain öyle bir marka ki, moda dünyasının içinde olan Nur Yerlitaş bile telaşla o cekete sahip olmak istedi. Balmain öyle bir marka ki, modavesosyete, 20:00'den önce içeri alınan Didem Soydan ve Umut Eker'in kamera kayıtlarını büyük sinir ve kıskançlıkla paylaştı. Balmain öyle bir marka ki, #BalmainArmy'den biri olma hayaliyle, "millet birbirini yedi." Daha önce Balmain markasının varlığından bile haberdar olmayan, sektörün dışından yakın bir arkadaşım bana THY'den gelen "miliniz bitiyor, istediğiniz hediyeyi seçebilirsiniz" mesajına, Balmain marka kalem (!) seçerek cevap verdiğini, gururla!, söyledi.
Yani kısaca, kapıların açılması gereken saat 20:00'de, raflar bomboştu ama kalplerde #BalmainArmy aşkı vardı.
Diğer taraftan, medyadaki yankının tüm negatifliği H&M Türkiye'ye yazıldı! H&M Türkiye, bu etkinliği ile alışveriş partisine çağırdığı VIP davetlileri küstürdü, sektörün kolunu morarttı, ürünlere dokunma imkanı bile tanıtmadı, sektör dışı için "insanların birbirini boş yere moda moda diye yediği" bir etkinliğin organizatörü oldu ve en önemlisi, lüks marka işbirliğinin ona vaat ettiği kalite ve moda öncülüğü algılarını yerle bir etmiş oldu.
Peki H&M Türkiye için bu başlıbaşına bir başarısızlık örneği mi?
Marka, Türkiye'de kazanacağı prestijden feragat etmiş oldu ancak bunun rakamlara yansıyacağını öngörmek, Fatih Ürek ve Nur Yerlitaş'ın tesadüfi davetliler olduğunu düşünmek kadar saflık olur. Öncelikle, Balmain profiline uymasa da PR değeri yüksek isimleri davetli listesine yazmak, H&M'in bilinçli bir tercihi. Sonuçta yapılan tüm "izdiham" haberlerine rağmen kemikleşmiş H&M müşterisini, yine hala, kaçırmamış olan marka, daha önce mağazasından içeri girmeyip Balmain'in yüzü suyu hatrına kapısından giren (ve Balmain ceketlere dokunamamış) tüketiciye, tamamiyle Balmain stilinden esinlendiği kendi koleksiyonunu gösterme şansını elde etti: Görür görmez size Balmain tarzını hatırlatan parçaların bulunduğu H&M trend koleksiyonu, Balmain for H&M reyonları için sola dönmeden önce, hemen kapının önündeydi. Boş Balmain for H&M raflarını gören tüketici, yüzde yirmi indirimli bu ürünlere yöneldi, Balmain'e değil ama H&M'e dokundu ve eminim ki izdiham hezimetine rağmen, mağazadan içeri, başka bir zamanda, başka koşullarda, tekrar girdi.
Sonuç olarak, H&M'den bir Balmain geçti. Balmain kesinlikle "kazandı," H&M ise biraz Türkiye gerçeğini gözler önüne serdi, biraz üzerinde çok konuşulacak bir moda pr örneği oluşturdu, biraz da satış yaptı; ancak kesinlikle, "kaybetmedi."














.jpg)
.jpg)

















